Duyarlılığın İronisi

Meğer ne kadar da duyarlıymışız da benim haberim yokmuş. Dün yazımı paylaştıktan sonra mesaj yağmuruna tutuldum. Herkese tek tek cevap vermek isterdim ama aynı mesajı yazmak yerine tek bir yerde toparlama kararı aldım.

Gelen tepkilerin çoğu hâlâ reklam çalışması üzerine odaklanmış durumda. “Ölünce beni kim yıkayacak?” kendi başına ağır bir cümle ve bu cümleyi diziyi izledikten sonra ancak anlayabilirsiniz. Gel gelelim, insanların tepkisi bu dizide neden böyle bir cümleye yer verilmiş değil. Keza, bu soruyu soranlar tepki gösterip diziyi izlememekte kararlı insanlar. Tepkileri anlayabiliyorum, az önce de dediğim gibi cümlenin kendisi ağır bir cümle, lakin ülkemizde neler neler yapıldı da insanlar bu kadar tepki göstermedi. La Casa de Papel yayınlanmadan önce detaylı planlanmış bir şekilde banka soygunu tiyatroları gerçekleştirildi, sokaklarda tulum giymiş maskeli insanlar yürüdü. Ya da şu anda Squid Game 2. sezon için her tarafta insanlar yine maskeli ve tulumlu bir biçimde yürümeye devam etmekte. Çoğu insan, hiçbir şeyden habersizken gördüklerinden korkabilir ve bu korku, son derece doğal bir tepki olarak karşılanmalıdır. Bunların yanı sıra, insanların şu anda övmekten geri durmadığı birçok dizi zamanında etkili PR çalışmaları ile kendini gösterdi; Şahsiyet, Mezarlık, Cinayet Süsü, Av Mevsimi ve daha niceleri… Hepsinde işlenen temel konu ölümle ilişkili ve hatta kadın cinayetleri üzerinden yürütülen senaryolara sahip. Gerek tanıtım aşamalarında gerek projelerin üzerinden yıllar geçtikten sonra hâlâ o diziler bu kadar güzel anılırken burada Gassal dizisine tepki gösteren insanlar bana hassasiyetten bahsetmesinler.

Bu dizinin tepki görmesinin temel sebebi yayınlandığı platform olduğu bariz ortada olmakla beraber gülünesi bir perspektiftir. Herkesin bakış açısına saygı duyarım. Doğru olmadığını kabul ettiklerimle gerekli tartışmaları gösteririm. Bu dizi eğer Tabii yerine Netflix, BluTV, Gain veya Disney+ gibi platformlarda yayınlanmış olsaydı insanlar bu kadar taraflı davranmazdı. Olaylara ideolojik yaklaşmaya karşı değilim ama ilk yazıda da belirttiğim gibi yapım, tarihi gerçekleri manipüle edip fanatizm üzerine çekilmiş bir iş değildir. İzlemeden gelip alenen platformu delil gösteremeyen insanlar işlenen konunun hassasiyetinden dem vuruyorlar.

Bir mesele de başrolün Ahmet Kural olması. Geçmişte magazinlerde sayfa sayfa yazılan olayların ardından insanların Ahmet Kural’a tepkili olmalarını eleştiremem ya da Ahmet Kural savunuculuğunu yapamam ama bu yaklaşıma sahip olan insanlar, işlenen suçları alenen ortada olan nice kişileri yakından takip etmek konusunda kendilerini sergilemekten çekinmiyorlar. Ne oyuncular, ne şarkıcılar nice skandalların ortasındayken bile destek gösterenler, burada Ahmet Kural üzerinden duyarlılık kasmaya çalışmamalı.

Aranızda bu konuya bu kadar vakit sarf etmemi garip görenler olabilir, ama benim burada bahsettiğim mevzu artık dizi kapsamında değildir. Ortada bariz bir idrak yolu enfeksiyonu mevcuttur. Dizinin travmaları tetiklediğini söylerken şunu düşünmenizi istiyorum: Her şey sizi etkileyebilir, hayatınızdaki karanlık noktaları gün yüzüne çıkarabilir. Bu bazen bir şarkı, bir koku, bir cümle olabilir. 2023 depremi sonrasında yayınlanmış ve yayınlanacak olan her doğal afet temalı iş bizi sarsabilir veya ülkemizde bu kadar vahşet dört bir yanda dolaşırken bir araba freninin sesi bile sizi buz kestirebilir. Ne işler izliyoruz, konuları mide bulandıracak kadar necis ve bir o kadar da hayatın içinden. Onlara ses çıkartmazken bu diziye bu kadar yüklenilmemeli. Diziyi izleyenlere de ideolojik bir yargı yüklenmesi ise hangi ideolojiden olursanız olun ne kadar bağnaz olduğunuzu göstermekte. Pozitif ayrımcılık, her yerde olduğu gibi burada da hat safhada. İçinizde biriktirdiğiniz duyarlıları umarım her yerde bu kadar kullanırsınız.

 

Sevgili misafirler, çok özür dileyerek sormak istiyorum: Siz ölmeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?

Next
Next

Ölünce onu kim yıkayacak?